Üye Email Şifre
 
Makaleler
Yiyeceklerle Uzlaşma Sanatı
Modern ekonomik gelişim sağlıklı yaşam üzerine kurulmuştur; daha uzun, daha sağlıklı, daha üretken yaşamlar için. Sağlıklı yaşam; kaliteli yaşamın, ekonomik büyümenin ve sürdürülebilir kalkınmanın anahtarıdır. Sağlıklı yaşamın oluşturulmasında en temel gereksinim sağlıklı beslenmedir.

Yaşam boyu ortalama 70 bin kez yemek yiyoruz.
Bu da 60 ton gıda demek!

Hemen her gün gazetelerde, TV programlarında veya bir seminerde sağlıklı beslenme olgusu karşımıza çıkıyor. Bu konu sürekli gündemde kalıyor. Kaos içinde ve bazı yanlışlar yapılarak konuşulmasına rağmen ‘Sağlıklı Beslenme’ kavramı da gün geçtikçe belleklerimize yerleşiyor. Toplumu ve onu oluşturan bireylerin sağlıklı ve güçlü olarak yaşamasında, ekonomik ve sosyal yönden gelişmesinde, refah düzeyinin artmasında, huzurlu ve güvence altında varlığını sürdürebilmesinde temel koşullardan en başta geleni yeterli, dengeli ve sağlıklı beslenme olgusudur. Beslenmenin sağlıklı ve kaliteli yaşamla ilgili önemi, günümüzde giderek daha iyi anlaşılmaktadır.
Beslenme biliminin gösterdiği doğrultuda beslenme, sağlığı olumlu yönde etkiler ve verimli, kaliteli yaşam sürecini uzatır.

Sayısı Elliyi Bulan Besin Öğesine Gereksinim Duyuyoruz!
Beslenmede amaç; bireyin yaşına, cinsiyetine, çalışma ve özel durumuna göre gereksindiği enerjiyi ve sayıları 50’yi bulan, besin öğelerinin her birini yeterli miktarlarda sağlamaktır. Bunların yetersiz ya da aşırı tüketilmesi çocuklarda büyüme ve gelişme geriliği, yetişkinlerde kronik hastalıklar ile sonuçlanır.
Günlük yaşamımızda bu kadar çok besin öğesini belirli oranlarda tartıp bir araya getiremeyiz. Ayrıca bizi kuşatan, annelerimizin bize aktardığı mutfak kültürümüz, ekonomik düzeyimiz, damak tadıyla ve haz duyumuzla oluşan alışkanlıklarımız var.
Çoğumuzun en büyük zevki yemek içmektir. Değişen yaşam koşullarıyla birlikte, öncelikle de beslenme alışkanlıkları ve besin tüketiminde, zorunluluktan ya da zevkten değişiklik yapıyoruz. Hastalandıktan sonra yaptığımız diyetler, kilo korumak veya zayıflamak için aç kalmalarla ya da atın ölümü arpadan olsun şeklinde umarsızlıklarla kaliteli bir yaşamın keyfini kaçırmaktayız, yaşamın en önemli gereksinimini tatsızlaştırıyoruz.

Neyi, Nasıl, Ne Kadar Yemeli ?
Besin öğelerinin kaynağı yiyeceklerimizdir. O halde yiyeceklerin uygun seçimi, hazırlanması, pişirilmesi, saklanması ve tüketilmesi sürecinde belirli kurallara uyularak sağlık bozucu duruma getirilmeden besleyici değerlerinin korunması, maliyetlerin en azda tutulması da yeterli, dengeli, sağlıklı ve ekonomik beslenmenin diğer amaçlarını oluşturur. Bunların yaşama geçmesi için gerekli olan bilinci bize Beslenme ve Diyetetik Bilimi sağlar.
Beslenme Bilimi temelde, neler yemeliyiz, nasıl yemeliyiz, ne kadar yemeliyiz? sorularına yanıt verir. İyi yemek, beslenme, sağlık ve lezzetin bir sentezidir. Doğanın sunduğu her türlü yiyeceği bilerek, uygun şekilde hazırlar ve uygun miktarda yersek hem haz duyarız bir yandan da yaşam kalitemizi artırabiliriz. Yeter ki sağlıklı ve dengeli beslenme ilkeleri bizim için bir yaşam modeli olsun.Yerken ve içerken beş duyumuzun beşini de kullanabiliriz. Yiyeceklerle uzlaşma sanatını geliştirerek yaşam kalitemizi arttırabiliriz.

Ev Dışında Doğru Beslenmenin Önemi
Günümüzde ve ülkemizde kentleşmenin hızlı değişimi sonucunda çalışan insan sayısı giderek artmaktadır. Kadınlarımız büyük oranlarda çalışma hayatına katılmaktadır. Yaşam standartlarındaki tüketime yönelik eğilimlerin giderek artmaktadır. Küreselleşen dünyanın içine girerek sosyo-kültürel, ekonomik yapımızdaki değişimler yaşamaktayız. Medya araçları ve internetin hızlı erişiminden etkileniyoruz. Tüm bunlar yaşamsal gereksinimiz olan beslenme modellerimizin değişmesine de neden oluyor.
Günümüzde aceleyle fast food yiyecekleri tüketmek, çalıştığımız iş yerinde verilen yemek fişleriyle öğle yemeği yemek ya da bir hafta sonu tatilinde arkadaşlarımızla popüler bir restoranda akşam yemeği organizasyonu yapmak, internet aracılığı ile yemek ısmarlamak yaşam biçimimizin bir parçasıdır.
Artık anaokuluna başlayan bir bebekten, okula giden çocuğa, üniversitede okuyan gençten iş yaşamına başlamış yetişkinine kadar hemen herkes en az bir öğününü dışarıda yemektedir. Dışarıda yenilen öğle yemeklerimizin sayısı neredeyse akşam yemeklerimizin iki katıdır.
Menülerin bireye özgü miktarda yeterliliği, çeşitliliği, yiyeceklerin dolayısıyla besin öğelerinin öğünlere dengeli dağılımı, sağlığı tehdit etmeyecek şekilde sağlıklı kalitede olması, yemeklerin hazırlama ve pişirme süreçlerinde besin değerini koruyor olması tüm bunları da en ekonomik ölçüde barındırması kaliteli beslenmenin koşullarını oluşturmaktadır. Dolayısıyla dışarıda bir öğün tüketmemiz sağlığımızı etkileyen önemli bir faktördür.

Dışarıda Yemek Yiyenlerin Kilolarını Yönetmeleri Daha Zor

Dışarıda yemek, keyifli bir değişiklik, bir sosyalleşme aracı veya sık yapılan iş seyahatleri sebebiyle bir zorunluluk haline geldikçe "iş yemekleri"nin yönetimi daha da önem kazandı. Eğer dışarıda yemek yerken bazı basit noktaları aklınızda tutabilirseniz, daha sağlıklı bir mönü oluşturmakta zorlanmazsınız. İşte size kolay, ucuz ve uygulanabilir bir yol haritası...

YERİNİ DOĞRU SEÇİN
Eğer yemek çeşidi bol ve iyi yemek pişirildiğinden, kaliteli, taze yiyeceklerin kullanıldığından emin olduğunuz bir restoran seçerseniz, hem kendi istediğinizi seçmek, hem de daha sağlıklı bir besin bulmak olanağınız artacaktır.

AÇLIĞI KONTROL EDİN
Dışarıda yemek yiyeceğiniz gün öğün atlamayın. Öğle yemeğine çıkacaksanız sıkı bir kahvaltı yapmayı, akşam yemeğine katılacaksanız dengeli bir öğle yemeği yemeyi unutmayın. Daha iyi bir sonuç almak istiyorsanız, yemeğe çıkmadan bir saat önce hafif bir şeyler atıştırın. Masaya aç oturmayın. Çok açken oturduğunuz iş yemekleri bir "kalori cehennemi" haline gelebilir. Siparişler gelene kadar ekmek, tereyağı, zeytinyağı veya iştah açıcı servis edilmemesini isteyin. Yemek öncesi sohbetinde fark etmeden yiyeceğiniz zeytinyağına bandırılmış birkaç dilim ekmek parçası size 250-300 kaloriye patlayabilir.

MÖNÜYE DİKKAT
Listeden en sağlıklı ve hafif yiyecekleri seçmeye gayret edin. Düşük kalorili, sossuz, sıradan yemeklere ağırlık verin. Yağlı etler yerine yağsız etleri, kırmız et yerine balığı, kremalı makarna yerine domates soslu bir "penne arabiata" sipariş ederek veya rizottonun bol kremalı olanını değil de "al dente"sini sipariş vererek birkaç yüz kalorilik tasarruf yapabilirsiniz. Yemekleri az miktarlarda ve çeşitli sipariş verin. Ara sıcakları haşlanmış, fırınlanmış yiyeceklerden seçin. Kremalı çorbalar yerine, sebze çorbası veya domates çorbası ile kalori kısıtlaması yapabilirsiniz. Kremalı yiyeceklerin sadece kalori değil, aynı zamanda birer "doymuş yağ" ve "trans yağ" deposu olduklarını da unutmayın. Kızarmış yiyeceklerden, özellikle kızarmış patates ve etten uzak durun.
GARSONA SORUN
Parayı sizin ödeyeceğinizi, lokanta ve servis elemanının size daha iyi yiyecekler hazırlamaktan sadece mutluluk duyacağını unutmayın. Mönü oluştururken yemek listenizi açık ve detaylı bir şekilde sorgulayın. Garsondan yardım alamıyorsanız, mutfaktan, aşçıdan yardım isteyin. Yiyeceklerin pişirme yöntemlerini, kullanılan yağları ve lezzet arttırıcıları (mayonezler, kremalar, hazır soslar) ciddi ciddi sorgulayın. Mümkünse daha küçük veya yarım porsiyonlar isteyin. Yemeğinizin garnitürlerini değiştirmekten çekinmeyin. Garnitür olarak kızarmış patates veya pirinç pilavı veriliyorsa bunu haşlanmış sebzelerle değiştirin. Tavuk, ördek, hindi sipariş ettiyseniz derilerini soyarak pişirmelerini rica edin. Sebze ve makarnalarınızın üzerine sos ilave etmemelerini söyleyin.

SOSLARDAN KAÇININ
Dışarıda yediğiniz yemeklere sos eklemeniz, sizi ikili bir kıskacın içine sokar. Sos eklenen gıdaları daha çok tüketirsiniz ayrıca soslardan ek kalori alırsınız. Sos eklemeden önce yemeği tadın. Gerekiyorsa tuzu, biberi, hazır sosları sonradan eklemeye çalışın.

YEMEKTE BUNLARI PRENSiP EDiNiN :

AÇIK BÜFE TEHLİKELİDİR
Açık büfeler tabağınızı gereğinden fazla doldurma isteğini kamçıladığı ve birer kalori bombası halini aldığı için daha tehlikelidir. Açık büfeden yiyecek almak zorunda kaldığınızda önce bütün masayı dolaşın, yemek istediklerinizi belirleyin ve sadece bunları yemeğe karar verin. Yemeğe çorba ve salatayla başlayarak iştahınızı kontrol altına almaya gayret edin.

TABAĞINIZI SÜPÜRMEYİN
Tabağınızdaki her şeyi bitirmek zorunda değilsiniz. Sadece açlığınızı gidermek için yemeyin. İş veya dost sohbetlerinin tadını çıkara çıkara, yavaş yavaş küçük lokmalar alarak ve yemeği iş ortamına veya dostluk havasına katkı yaparak yiyin. Tabağınızda bir miktar yemek bırakmaktan korkmayın.

TATLI ISMARLARKEN
Açken ısmarlanan tatlı mönülerinin hem miktarları hem de çeşitleri fazla olacaktır. Belki de yemeğinizi bitirdiğinizde çok doymuş ve hiçbir şey yiyemeyecek hale geldiğinizden yemekten sonra tatlı siparişi vermeyeceksiniz. Verseniz bile belki de tatlınızı masa arkadaşlarınızla bölüşerek yiyecek ya da tatlı yerine taze meyve tercih edeceksiniz. Acele etmeyin!

FAST FOOD’A YAKLAŞMAYIN
İş yemekleri yerken fast food alanlardan uzak durmaya çalışın. Daha az yağla yapılan düşük kalorili besinler seçmeye bakın. Mandıra ürünleri, salam, sosis, sucukla yapılan yiyeceklerden uzak kalın. Besin zehirlenmesi olasılığına karşı özellikle deniz mahsulleri sipariş edecekseniz, bildiğiniz, güvendiğiniz bir lokantadan yer ayırtmaya çalışın. İş arkadaşları ile birlikte yemek, sosyal hayatın bir parçası haline gelmeye devam edecek, iş yemekleri, iş ilişkilerinin ayrılmaz bir bölümü haline gelecektir.
Hazırlayan : Selma Önelge Gür - Diyetisyen
Diyetistanbul Sağlık Beslenme ve Diyet Danışma Merkezi
Tel: 212 3478930
www.eagida.com, www.diyetisyeninsesi.com
e-mail: selmaonelge@beslenmeuzmani.com